İyi bir ebeveyn olmayı önemsediğinizi ve bu konuda çabaladığınızı biliyorum. Öyle olmasa bu satırlarda buluşuyor olmazdık! Elbette iyi bir ebeveyn olmanın pek çok püf noktası vardır ancak ben burada oldukça genel iki koşul üzerinde durmak istiyorum. Bu iki koşulun diğer pek çok gerekli özellikleri kazanmada yol gösterip, destek olacağına inanıyorum.

Öncelikle iyi bir ebeveyn olmak için yaşamdan keyif alabilen bir birey olmamız gerekli ! Hani uçaklarda kalkış öncesi önemli uyarıları yapan hostes söyler ya, kabin basıncı düşer de oksijen maskeleri otomatik olarak açılırsa, önce kendinize takın sonra çocuğunuza. Bu durum etkin ve doğru bir şekilde çocuğumuza yardım edebilmemizi sağlar. İşte aynı mantıktan yola çıkarak, kendimize yapacağımız yatırımlardan en çok faydalanacak kişinin çocuğumuz olduğunu söylüyorum. Çocuğumuza, henüz yaşarken, hem de her gün bazı miraslar bırakıyoruz. Çocuğumuzun ömür boyu hatırasında yaşayacak ve onun yaşamını doğrudan etkileyecek olan bu mirası bir sözümüz, gülüş şeklimiz, öfkeyle yaptığımız bir davranış gibi şeyler belirliyor. Bu miras sadece çocuğumuza da kalmayacak, onun kişiliğini etkileyeceği için onun çocuklarına da intikal edecek. Görüyorsunuz, biz ebeveynler ne kadar önemliyiz! Bu şartlar altında çocuğumuzla iletişimimizin kalitesi, onunla ilgilenirken takındığımız tavır (sabırlı mı sabırsız mı, hoşgörülü mü azarlayıcı mı, şefkatli mi bıkkın mı vs. olduğumuz) çok önemli.

Bir insan durup dururken sabırlı, şefkatli, hoşgörülü ya da bunların tam tersi olmaz. Bu özelliklere sahip olmak için önce onlara sahip olma ihtiyacı hissetmeli, karar vermeli ve o yönde de davranışlarımızda değişiklikler yapmalıyız. Bu zor ama çok ödüllü yolculukta moral gücü çok önemlidir. O nedenle mutlaka ama mutlaka moralimizi besleyecek şeyleri yapmaya zaman ve diğer gerekli kaynakları ayırmalıyız. Benim moralimi ille de Tahiti'de tatil besler diye tutturmadığımız sürece kimi zaman ufak, imkanımız olunca da daha büyük arzularımızı ertelemeden gerçekleştirmek bizleri daha mutlu bir insan, dolayısıyla da daha mutlu bir anne baba yapacaktır. Örneğin: Kitap okumayı çok seviyorsunuz ancak “hiç vaktim yok” mu diyorsunuz? Bu isteğinizde samimi iseniz günde 15 dakika da olsa düzenli olarak okuma alışkanlığınızı geri kazanabilirsiniz. Bunun için okuduğunuz kitabı sürekli yanınızda taşımak yeterli olacaktır. Metro mu bekliyorsunuz, diş hekiminin bekleme salonunda mısınız, öğlen yemeğinin ardından mesaiye başlamaya 10 dakikanız mı var, hemen çantanızdan kitabınızı çıkartın ve bu ölü zamanları değerlendirin. Kendinize ait keyif alarak geçireceğiniz 15 dakika moral hesabınıza ciddi bir yatırım demektir. “Eskiden ne çok spor yapardım, şimdi iş, ev çocuklar, makine gibi yaşıyorum, keşke yine spor yapabilsem” mi diyorsunuz? İş yerine servisle gidiyorsanız şoförle konuşun, sizi üç durak ileriden almasını söyleyin. Her sabah bu mesafeyi yürüyün. İşe arabayla gidiyorsanız hiç olmazsa haftanın bir günü vapuru tercih edin. Güvertede oturup çayınızı yudumlayın ve dalgaları seyredin. Küçük değişiklikler yaşamımızda büyük farklar yaratabilir. Yapabileceğiniz küçük değişiklikleri yapmaktan sakın kaçınmayın. Bu tür güzellikleri yaşayamamanın en önemli nedeni ne zaman, ne paradır. Bu neden genellikle üşengeçliktir! Aslında yapabileceğimiz şeyler olduğunu biliriz ama yapmak yerine oturduğumuz yerden şikayet etmeyi tercih ederiz. Haydi, şimdi bir karar verelim, bu hafta kendimiz için nasıl bir güzellik yapacağız? Akşam çocuklar uyuyunca kanepede pineklemek yerine çıkın dışarı, bir iki arkadaşınızla beraber kahve için, tavla oynayın, alın kitabınızı okuyun, eşinizle ilk tanıştığınız günlerden konuşun, sevişin, resim yapın vs. Ertesi gün iddia ederim çocuğunuz sizdeki olumlu değişimi fark edecektir.

İç dünyası zengin, yaşamdan keyif almayı bilen bir anne baba, bir çocuğun sahip olabileceği en büyük hazinedir. Çocuğunuzun mutlu olmasını istiyorsanız, gösterin ona nasıl mutlu olunur!

Gelelim ikinci önemli koşula. İyi bir ebeveyn olabilmek için bir diğer çok önemli koşul da, yaşamda kendimizi bir öğrenci olarak görebilmek tir. Kendimize öğrenci rolü biçersek, sürekli öğrenme hali içinde olmaya hazır oluruz. Merak duygumuz körelmez, yaşamda sorunları fırsat olarak algılamamız kolaylaşır. Ruhumuz ve beynimiz genç kalır. Anne babalık ömür boyu sürecek bir uğraş. Bu ömrün içinde önceden kestiremeyeceğimiz neler bekliyor bizi kim bilir? Ne sevinçler, ne acılar, ne yenilikler vs. Çocuklarımızın önünde kararlar almasını gerektirecek ne gibi yol ayrımları, düşeceği ne gibi yanlışlıklar, baş etmesi gereken ne gibi güçlükler olacaktır? Hepsini bilip, her şeye hazırlıklı olmak olanaksız. Zaten önemli olan değişimler karşısında olgun bir tavır içerisinde, düşünerek davranabilmek ve yaşamdan çevremizdekilerden öğrenmeyi istemek. Çocuğumuz bize bir soruyla geldiğinde öğrenme bilincimiz yoksa hemen bir cevap veririz. Hemen cevap vermek oldukça kısır bir davranış şeklidir. Cevabımız bize uyabilir ama o duruma, o durumun etkilediği kişilere, o zamanın şartlarına gerçekten de uyuyor mu, nasıl bileceğiz? Oysa öğrenme bilinci içinde davranan kişi kendisine bir sorunla gelmiş olan çocuğunu önce dinler ve onu anlamaya, ondan öğrenmeye çalışır. Bu sorun çocuk için ne ifade ediyor, onun hayatındaki etkisi nedir, bize gelene kadar bu durumla baş etmek için neler yapmış veya düşünmüş, bu olayın gözden kaçan başka yönleri var mı vs? Bu şekilde hem bizler, hem de çocuklarımız öğrenmek ve anlamak odaklı davranarak karşılaştığımız sorunları birer yaşam becerisine dönüştürebiliriz. Beraberce çözüm ararken tıkandığımız noktalar olursa, kime, neye danışalım diye düşünür, çözüm olanaklarını zenginleştiririz. Bu bilinç içerisinde çocuğumuz güç kazanır, öz güven kazanır, sorun çözme becerileri gelişir. Yaşamdan korkmayı değil, onu kucaklamayı ve bize güvenmeyi öğrenir. Bu tutum içerisinde yaşam bize yeni bilmeceler sundukça onları çözmede çocuğumuza rehberlik edebilir ve biz de sürekli bir gelişim içinde olabiliriz. Aksi taktirde hazır cevaplarımız bir süre sonra çocuğumuzu tatmin etmeyecek ve o da bize gelmemeye başlayacaktır. Tabii bu öğrenci tutumu bizi her zaman nasıl daha iyi bir anne/baba olabilirim, nasıl daha iyi bir eş olabilirim, nasıl daha iyi bir insan olabilirim arayışına motive edecektir ve bundan da hem biz hem de ilişkide olduğumuz herkes kazançlı çıkacaktır.

Bu çerçevede ihtiyaç hissettiğimizde bir terapistle çalışmak hem kendimiz için önemli bir rahatlama sağlar, hem de öğrenen tutumu destekleyen bir sürece girmiş oluruz. Bir fark yaratmak için geçmişten farklı davranmanın zamanı geldi. İşte o nedenle benim sloganım: Daha anlamlı bir yaşam için terapiler ...

 

Ebru Tuay Üzümcü

 

makaleler sayfasına geri dön

 
İletişim
   Su-Med © 2007 MyNameIsInternet